14 Eylül 2010 Salı

Bir bildiğimiz var elbet

İki elimi yumruk yapıp ağzıma soktum, tatlı tatlı yumruklarımı yedim. Annem çok üzüldü, yumruklarımı ağzımdan çıkarmaya çalıştı. Taki doktora gidip doktorun Rüya bu ay yumruklarını ağzına sokması gerek diyene kadar. Unutmayın bir bebek boş iş yapmaz.

Tatildeyim...

Akşam odamıza gittik, hazırlanıp dışarı çıkacağız. Ancak ben o kadar yorulmuşum ki uyuya kalmışım. Eh kolay değil bütün gün deniz, güneş, kum, havuz...

Nerem erkek benim...


Yolda görüp saçım yok diye beni erkek sanan, bunun arkası erkek olacak diyenlere ne diyim sinir oluyorum. Erkek sanmasınlar diye bandana taktım yine beni erkek sandılar. Allah aşkına söyleyn nerem erkek benim...

Saçımda ay pardon kafamda konak oluştu



Saçımda konak oluşmuş, daha doğrusu doğduğumdan beri var bu konak denen şeyler. Karbonatlı su kafama sürüldü, birkaç dakika bekledikten sonra bebek tarağıyla taranı yıkandım. Kafam bebek poposu gibi oldu vallah...

hiç işim olmaz sizle...

Kimi diyorki emme güdüsünün tatmini için çok önemli kimi diyor olmasa da olur lakin annem emzik almamı çok istedi. Fakat benim öyle yalancı şeylerle hiç isim olmaz. Ağlayarak da olsa yuvarlanır giderim.

Kimler geldi kimler geçti...

Bana bakacak doğru dürüst bir kimse bulamadık; kimi yaşlı, kimi dedikoducu vs. derken Handan teyzemi bulduk. Sağolsun Handan teyzemle çok mutluyuz. İnsanın ihtiyaçlarını tek başına görememesi ne zormuş.

2 Mart 2010 Salı

İlk ev gezmem


İlk misafirliğe gidişim (annaneme gitmelerimi saymıyorum) Hande teyzeme oldu. Pazar günü babam , annem ve ben kiralık ev bakmaya gittik. Dönüşte Hande teyzeme uğradık. Ben arabada kedi gibi mayıstığımdan açıkcası gezmelerden pek birşey anlamadım. Olurda Hande teyzemin piyano sevdası kısa sürerse piyano, en azından blogumun tozlu sayfalarında kendine ebedi bir yer edinsin diye Efe abim, Hande teyzem ve annem ile birlikte piyanonun önünde resim çektirdik.

20 Şubat 2010 Cumartesi

Dede kalk ben geldim!



Bebek kırkından önce dışarı çıkarılmazmış, büyüklerimiz öyle diyor. Ancak annem sürekli evde oturmaktan sıkıldı. Bu yüzden de eve temizlik yapan teyzenin geldiği çarşamba günleri ve teyzemin kursa gitmediği cuma günleri annanemlere gidiyoruz, bizim için bir değişiklik oluyor. İlk olarak şubatın 12'sinde, yani ben 11 günlükken gittik. Yandaki resim ise ikinci gidişimizde ayın 17'sinde çekildi. Biz gittiğimizde dedem hala uyuyordu, biz de uyandıralım dedik:) Dedem beni çok seviyor,çok özlüyormuş. Anneannem dedemin hep beni sorduğunu söylüyor, benim ağlarkenki taklidimi de yapıyormuş. Zeynep teyzemin pabucunu dama attırdım:)

Küçük Prens

Doktor anneme bana kitap okumasını söylemiş, artık ne kadar doğru bilmem ama böylece
ilerde sosyal bir insan olacakmışım. Annemin hangi kitabı okuyacağına karar vermesi çok zor oldu. En sonunda Antoine de Saint-Exupery'nin ünlü romanı Küçük Prens'le başlamaya karar verdi. Daha sonra Binbir Gece Masalları ile Çalıkuşu'nu okuyacak.
Kitap okunurken genellikle uyuyor ya da meme emiyor olduğumdan kitabı tam olarak anlamadım. Ancak anladığım kadarıyla kitapta bir çocuk gözüyle sevgi ve büyüklerin çocuklara normal gelmeyen davranışları anlatılmaktadır. Buarada kitapta Küçük Prens'in yaşadığı gezegeni ilk bulan bir Türk astronom. Ancak astronom bir kongrede fesiyle ve doğulu kıyafetleriyle gezegeni anlatınca çok dikkate alınmaz. Ne zaman kılık kıyafet devrimiyle batılı gibi giyinmeye zorlanıp modern kıyafetlerle kongreye gidip gezegeni anlatır, o zaman herkes ikna olur. Bu yüzden kitap ülkemizde yıllarca sansürlenmiş.

18 Şubat 2010 Perşembe

Annem , babam ve ben

Yandakiler annem ve babam. Annem çok mutlu ve güzel bir hamilelik geçirmiş. Kendisi hamileliğinin hayatının en güzel dönemlerinden biri olduğunu söylüyor.